Lodaer Img

Yorgunluk, stres, genetik yatkınlık veya yaşlanma… Hepsi göz çevremizde koyu halkalar, torbalanmalar ve ince çizgiler olarak kendini gösterebiliyor. Bu durum, yüz ifademizi daha yaşlı, yorgun ve mutsuz gösterebilir. Ne kadar iyi uyursak uyuyalım, bazen bu sorunlar kalıcı hale gelebilir. İşte bu noktada, son yıllarda popülaritesi artan ve aydınlık bir bakış vaat eden bir estetik işlem devreye giriyor: göz altı mezoterapisi. Mezoterapi, Latince’de “orta” anlamına gelen “meso” ve “terapi” kelimelerinin birleşiminden oluşur. Temel mantığı, cildin orta tabakasına (dermis) çok ince iğneler aracılığıyla vitaminler, mineraller, amino asitler ve hyaluronik asit gibi faydalı maddelerin enjekte edilmesidir. Göz altı mezoterapisi ise bu yöntemin göz çevresindeki hassas bölgeye uyarlanmış halidir.

 

Bu işlemde kullanılan kokteyller, göz altı bölgesindeki spesifik sorunlara yönelik olarak hazırlanır. Örneğin, koyu halkalar için kan dolaşımını artırıcı ve pigmentasyonu azaltıcı maddeler kullanılırken, torbalanmalar için ödem giderici ve sıkılaştırıcı içerikler tercih edilir. İnce çizgiler ve kırışıklıklar için ise cildin kolajen ve elastin üretimini destekleyen, nem oranını artıran maddeler kullanılır.

 

İşlemin en büyük avantajlarından biri, enjekte edilen maddelerin doğrudan hedef bölgeye ulaşmasıdır. Böylece kremlerle veya serumlarla elde edilmesi zor olan yoğun ve hızlı bir etki sağlanır. Enjeksiyonlar sayesinde ciltte mikro travmalar oluşur ve bu durum cildin kendi kendini onarım sürecini tetikler. Bu onarım süreci, kolajen ve elastin üretimini artırarak cildin daha sıkı, pürüzsüz ve canlı görünmesine katkıda bulunur.

Göz Altı Mezoterapisi Neden Yapılır?

Göz altı mezoterapisi, estetik görünüm kaygılarının yanı sıra, göz çevresindeki çeşitli sorunları gidermek amacıyla yapılır. Bu sorunlar şunları içerebilir:

  • Koyu Halkalar: Göz altındaki koyu halkalar, genellikle genetik yatkınlık, uykusuzluk, stres, demir eksikliği veya yetersiz kan dolaşımı gibi nedenlerle oluşur. Mezoterapi, kan akışını düzenleyici ve pigmentasyonu dengeleyici maddelerle bu sorunu hedefler.
  • Göz Altı Torbalanmaları: Yaşlanma, sıvı birikimi veya genetik faktörler nedeniyle göz altında oluşan torbalar, yorgun ve şiş bir görünüme yol açabilir. Mezoterapi, lenfatik drenajı artırarak ve dokuyu sıkılaştırarak bu torbaların görünümünü hafifletebilir.
  • İnce Çizgiler ve Kırışıklıklar: Göz çevresindeki cilt, yüzümüzdeki en ince ve en hassas bölgelerden biridir. Mimik hareketleri ve yaşlanmayla birlikte kaz ayağı adı verilen ince çizgiler oluşur. Mezoterapi, cildin elastikiyetini artırarak ve nem seviyesini yükselterek bu çizgilerin derinleşmesini engeller.
  • Ciltte Nem Kaybı ve Elastikiyet Azalması: Yetersiz nem, cildin solgun ve cansız görünmesine neden olur. Mezoterapi, hyaluronik asit gibi nem tutucu maddelerle cildin nem dengesini yeniden sağlar.

Uygulama Süreci ve Seans Sayısı

Göz altı mezoterapisi, genellikle dermatolog veya medikal estetik uzmanları tarafından klinik ortamında gerçekleştirilen bir işlemdir. İşlem öncesinde, kişinin göz altı bölgesindeki sorunlar değerlendirilir ve kişiye özel bir tedavi planı oluşturulur.


İşlem, oldukça kısa sürer. İlk olarak, enjeksiyon bölgesine lokal anestezik bir krem sürülerek olası ağrı hissi en aza indirilir. Ardından, uzman hekim tarafından çok ince uçlu iğnelerle belirlenen bölgelere mikro enjeksiyonlar yapılır. Bu iğneler o kadar incedir ki, işlem sırasında hissedilen acı oldukça minimaldir.


İşlem sonrası hafif bir kızarıklık, morarma veya şişlik görülebilir. Bu durumlar genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Hastalar, işlemden hemen sonra normal günlük yaşantılarına dönebilirler. Ancak, işlem sonrası ilk 24 saat boyunca makyaj yapmaktan, sıcak duştan ve ağır egzersizlerden kaçınmak önerilir. Ayrıca, güneş ışınlarından korunmak ve güneş kremi kullanmak da önemlidir.


Mezoterapi seansları, sorunun derecesine ve kullanılan ürünlere göre değişir. Genellikle 1-2 hafta aralıklarla 3 ila 6 seanslık bir kür uygulanır. İlk seanstan sonra bile gözle görülür bir fark hissedilebilirken, asıl kalıcı sonuçlar tüm seanslar tamamlandıktan sonra ortaya çıkar. Etkinin devam etmesi için 6 ay veya 1 yıl aralıklarla tek seanslık destek tedaviler yapılabilir.

Göz Altı Mezoterapisi Kimler İçin Uygundur?

Göz altı mezoterapisi, genellikle 25 yaş ve üzeri, göz çevresinde yukarıda bahsedilen sorunları yaşayan ve genel sağlık durumu iyi olan herkes için uygun olabilir. Özellikle ameliyat gibi daha invaziv yöntemlerden çekinen veya daha doğal bir sonuç arayan kişiler için ideal bir seçenektir.


Ancak, bazı durumlarda bu işlem önerilmez. Hamile ve emziren kadınlar, enjeksiyon bölgesinde aktif enfeksiyonu veya cilt hastalığı olanlar, kan pıhtılaşma bozukluğu olanlar ve kullanılan maddelere karşı alerjisi olan kişiler için bu işlem uygun değildir. Bu nedenle, mezoterapi yaptırmaya karar vermeden önce mutlaka bir uzmanla detaylı bir ön görüşme yapmak ve sağlık geçmişiniz hakkında bilgi vermek çok önemlidir.

Olası Yan Etkiler ve Riskler

Göz altı mezoterapisi, doğru koşullarda ve uzman ellerde yapıldığında genellikle güvenli bir işlemdir. En sık görülen yan etkiler, işlemden sonra ortaya çıkan hafif şişlik, kızarıklık ve morarmadır. Bu belirtiler birkaç gün içinde kendiliğinden kaybolur.


Daha nadir görülen ve ciddiye alınması gereken riskler ise enfeksiyon, alerjik reaksiyonlar veya enjeksiyon sonrası pigmentasyon değişiklikleridir. Bu riskleri en aza indirmek için, işlemin steril bir ortamda, alanında uzman ve deneyimli bir hekim tarafından yapıldığından emin olmak gerekir. Aynı zamanda, kullanılan ürünlerin Sağlık Bakanlığı onaylı ve güvenilir markalar olmasına dikkat etmek büyük önem taşır.

Kalıcılık

Göz altı mezoterapisi, kısa sürede uygulanan, minimal invaziv ve etkili sonuçlar veren bir estetik yöntemdir. Bu işlem sayesinde göz altı koyuluğu ve torbalanmaları azalır, ince çizgiler hafifler ve göz çevresi daha aydınlık, canlı ve genç bir görünüme kavuşur.


Unutulmamalıdır ki, mezoterapi bir sihirli değnek değildir. Yaşam tarzı alışkanlıkları (uyku düzeni, beslenme, sigara ve alkol tüketimi gibi) mezoterapinin kalıcılığını doğrudan etkiler. İşlemden en iyi sonucu almak ve kalıcılığını artırmak için sağlıklı bir yaşam tarzını benimsemek, bol su içmek ve cildinize düzenli bakım yapmak gereklidir.


Eğer siz de göz altı bölgenizdeki bu sorunlardan şikayetçiyseniz ve daha aydınlık bir bakışa sahip olmak istiyorsanız, bir medikal estetik uzmanına danışarak göz altı mezoterapisinin sizin için uygun bir seçenek olup olmadığını öğrenebilirsiniz. Aydınlık bakışlar, parlak bir ifade ve taze bir görünüm… Göz altı mezoterapisi ile bu hayal artık gerçek olabilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Bu iki işlem sıklıkla karıştırılır, ancak amaçları ve içerikleri farklıdır. Göz altı ışık dolgusu, özellikle göz altında oluşan çukurları ve hacim kaybını gidermek için hyaluronik asit bazlı bir dolgu maddesinin enjekte edilmesi işlemidir. Amacı, göz altındaki gölgelenmeyi azaltarak daha dolgun bir görünüm sağlamaktır. Göz altı mezoterapisi ise, cildin kalitesini artırmak, kan dolaşımını düzenlemek ve pigmentasyonu dengelemek için vitamin, mineral ve amino asit gibi besleyici maddelerin mikroenjeksiyonuyla yapılır. Kısacası, dolgu hacim kazandırmak, mezoterapi ise cildin kendisini iyileştirmesini sağlamak için kullanılır.

Hayır, kalıcı iz kalmaz. İşlemde kullanılan iğneler çok ince olduğu için ciltte herhangi bir kesi veya yara oluşmaz. İşlem sonrası oluşabilecek hafif kızarıklık, morarma veya şişlik, genellikle birkaç gün içinde kendiliğinden geçer. Önemli olan, işlem sonrası bölgeyi kaşımamak ve uzman tarafından verilen talimatlara uymaktır.

İşlemden sonraki ilk 24 saat boyunca makyaj yapmaktan kaçınmanız önerilir. Makyaj ürünleri enfeksiyon riskini artırabilir ve gözenekleri tıkayarak cildin nefes almasını engelleyebilir. 24 saat sonra ise göz altı bölgeniz tamamen iyileşmişse makyajınıza geri dönebilirsiniz.

Evet, gözlük ve lens kullanıcıları için uygundur. İşlem, gözün kendisine değil, göz çevresindeki cilde uygulandığı için göz içi basıncı veya görme yeteneği üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. İşlem günü ve sonrasında lens kullanmakta bir sakınca yoktur.

Mezoterapinin etkisini artırmak ve kalıcılığını uzatmak için yaşam tarzı alışkanlıkları büyük önem taşır. Bol su içmek, dengeli ve sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve sigara gibi cildi olumsuz etkileyen alışkanlıklardan uzak durmak faydalıdır. Ayrıca, işlem sonrası cildi nemlendiren ve güneşin zararlı ışınlarından koruyan kaliteli ürünler kullanmak da sonuçların daha uzun süreli olmasına yardımcı olur.